Yaşlanmayı Yavaşlatmak Mümkün

Vücudu bir kullanımlık paket olarak tasarlayan evrime karşı koymak mümkün olmadığından her insan yaşlanır. Fakat yaşam biçimimizi düzenleyerek, sağlıklı beslenerek, alkol ve sigaradan uzak durarak erken yaşlanmanın önüne geçebiliriz

Yaşlanmayı yavaşlatmak mümkün

Yaşlanma ya da ölüm için belirli bir gen yok. Yaşam biçimimizle ömrümüzü kısaltabilir ya da uzatabiliriz. Yani yaşamınızı uzatmak sizin elinizde. Örneğin bir kimse 80 yerine 100 yaşına kadar yaşamışsa uzayan 20 yılın 15’i yaşam biçimine, 5 yılı ise genlerine bağlı olarak uzamıştır. Acaba en iyi olan yaşam biçimi hangisidir? Buna en güzel örnek Pasifik Okyanusu’nda bir takım adası olan Okinowa Adası sakinlerinin yaşam biçimidir. 1,3 milyon nüfuslu adanın insanları dünyanın en uzun ömürlü insanlarıdır.
Okinowalılar’ın yaşam biçimi Alkol ve sigara içmezler. Çok az et tüketirler. Çok az yağ ve şeker tüketirler. Çok sebze ve meyve yerler. Bol pirinç ve kuru baklagiller yerler. Tam doymadan sofradan kalkarlar (Batı ülkelerine göre günde yaklaşık 500 kalori daha az kalori alırlar). Düzenli bedensel aktiviteleri (yürüme, bahçe işi vb.) vardır. Meditasyon ve sosyal ilişkilerle strese karşı koyarlar. Okinowalılar kalp problemleri ve felci bilmezler. Kanser vakaları da Batı ülkelerine göre pek seyrektir. Okinowalılar Batı ülkelerine göç edip oranın yaşam biçimine uyduklarında uzun ömür için olan şanslarını kaybetmektedirler. Demek ki olay genlerle ilgili değildir, yaşam biçimine bağlıdır.

YAŞAMI KISALTAN FAKTÖRLER
Yaşlanma olayına değişik teoriler başka başka açılardan bakmaktadırlar. Çok farklı görünen bu teorilere göre yaşlanmaya yol açan ve yaşamı kısaltan faktörler aynı olup, aşağıda sıralanmıştır. Stres. Aşırı besin tüketimi (sık ve küçük ara öğünler). Sigara. nn Hormon bozukluğu. Uyku yetersizliği. Antioksidan, vitamin, mineral ve bitkisel kimyasal maddeler yetersizliği. nn Aşırı yoğun spor. Çevre kirliliği. Bu yaşlanma faktörleri çabuk yıpranmaya, serbest radikallerin aşırı oluşumuna neden olur. Tüm hastalıklarda olduğu gibi yaşlanma da başlangıcında önlenebilir ve geriye döndürülebilir.

HÜCRE YENİLENMESİ
İnsan vücudu kendini yenileme yeteneğine sahiptir. Eskiyen hücrelerin yerini sürekli gelişen yeni hücreler alır. Örneğin kemik iliği sürekli kırmızı kan hücreleri yapar. Çünkü kırmızı kan hücrelerinin ömrü 1 aydan azdır. Keza sindirim sistemi mukozası (iç zarı) besin emiliminin problemsiz fonksiyonu için sürekli yenilenir. Bu hücre yenilenme fonksiyonu yaşlanmayla birlikte yavaşlar ve besin emilimi gençlik yıllarına göre yetersizleşir. Ancak hücre yenilenmesi yani yeni hücre yapımı yeteneği sonsuz değildir, sınırlıdır. Bir hücre kendini 50 kez yenileyebilir. Acaba niçin hücreler çoğalıyorlar, sonra bu çoğalma duruyor. Yaşlandıkça hücrede olan zararların birikimi sonucu oluşan bir mekanizma bu çok özürlü hücrenin çoğalmasını artık önlemekte ve böylece bozuk hücrenin çoğalarak ileride kansere dönüşüm olasılığını yok etmektedir. Buraya kadar nasıl yaşlandığımızdan söz ettik. Şimdi çok önemli bir soruya geliyoruz.

ACABA NİÇİN YAŞLANIYORUZ?
Newcastle Üniversitesi Gerontoloji (Yaşlanmayı Araştırma Bilimi) Profesörü Tom Kirkwood’un ortaya koyduğu teori ilginçtir. Bu teoriye göre evrim vücudu bir kullanımlık paket olarak tasarlamıştır. Yani bir sefer kullanılıp atılan enjektör gibi üreme için kullanıp atacaktır. Genler vücuda “bir kullanımlık paket” muamelesi yapmakta; hücrelere ancak üreme için gerekli olduğu kadar enerjiyi sunmaktadır. Evrim canlının soyunun devamını sağladığı üretken olduğu yıllardan sonraki hücre kusurlarını önemsememektedir. Gençlerdeki hücrelerde olan zararlı değişikliklerin evrim için anlamı vardır. Bu zararlar tamir edilmektedir. Yaşlılarda ise birey korunmamakta, bu işler tavsamaktadır. Gerontoloji’de hızlı

gelişmeler olmaktadır. Genlerin sırrı çözülmektedir. Gelecekte yaşlanma konusunda devrim niteliğinde gelişmelere şahit olacağız.

 

Kaynak:

Sabah.com.tr

Bir cevap yazın