Uzun yaşam dünyayı saracak

Yaşam döngüsünün önceden belirlenmiş bir üst sınırı olduğu düşünülürdü. Ancak, Britanya’daki Oxford Üniversitesi’nde yaşam süresini uzatma konulu bir konferansta buluşan bilim adamları bu düşünceyi ‘çöp’e attı. Harvard Kuşak Politikası Programı Müdür

ü Paul Hodge, emekli aylığı krizleri, işgücünün yaşlanması ve artan sağlık harcamalarıyla karşı karşıya kalan hükümetlerin önümüzdeki süreçte daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalacağını vurguladı.

Yaşam süresi uzuyor…
Hodge “Yaşam beklentisi giderek artıyor ve günümüzdeki politikalarının geçersizliği ortaya çıkacak” diye belirtirken, yaşam beklentisinin ne kadar ve hangi hızla artacağı tartışmaya açık bir konu. Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Richard Miller, genetik yapısı insanlara çok benzeyen fareler üzerinde yapılan deneylerde sadece kalori tüketimini azaltarak farelerin yaşam süresinin yüzde 40 arttığını hatırlattı. Bu bulgu insanlara uyarlandığında ortalama yaşamın şimdiden 80’e vardığı gelişmiş toplumlarda yaşam beklentisi 112’ye kadar çıkabilir.

Yaşlanma durdurulabilir
Cambridge Üniversitesi’nden biyomedikal yaşlanma sorunları uzmanı Aubrey de Grey ise uzun yaşama konusunda çok daha ‘ileri gitti’. 1000 yaşına ulaşacak ilk insanın halihazırda dünyaya gelmiş olduğunu iddia eden De Grey, toplantıda, kök hücreler yardımıyla yapılacak periyodik onarımlar, gen terapisi ve diğer tekniklerle yaşlanma

sürecinin tamamen durdurulabileceğini anlattı. De Grey her bir onarım 30-40 yıl için iş görse o süre içinde bilimin yeni bir aşama gerçekleştirebileceği ve böylelikle ölümün sonsuza dek ertelenebileceği görüşünde.

Hastalıklar yavaşlayacak…
De Grey’in fikirleri biraz ‘uçuk’ bulunsa da, gelecekte insan yaşamının şimdikinden daha uzun olacağı konusunda herkes hemfikir. Asıl amaç ise sadece daha uzun yaşam değil, sağlıklı uzun yaşam. Bu da şimdiden mümkün. Günümüzün 70 yaş üzerindeki yaşlıları eski kuşaklara göre çok daha aktif bir hayat sürüyor. Illinois Üniversitesi’nden Jay Olshansky, sağlık ve uzun yaşamın birlikte gideceğini ve yaşlanmanın geciktirilmesiyle de kanser, alzheimer ve kalp hastalıklarının yavaşlayacağını müjdeledi. Etik olarak yaşamın uzatılması çalışmalarına karşı görüşler de var. Manchester Üniversitesi biyoetik profesörü John Harris, “Yaşam kurtarmak aslında ölümü ertelemektir. Eğer ölümü kısa bir dönem için ertelemek iyi bir şeyse, uzun süre için ertelemek niye kötü olsun ki!”

Bir cevap yazın