150 yıl yaşamak mümkün mü ?

Uzmanlar insanın genetik yaş sınırının 120-140 yıl olduğunu belirtiyor. Peki ama nasıl? Bu yazıda anlatılan bilgiler, sağlık ve çağdaş tıp bilimi hakkında herkesin fikrini değiştirebilecek, bilimsel pek çok araştırmaların sonuçlarıdır. Amerika’da halen popüler olan, iki kere Nobel ödülüne layık görülen doktor Uollok, bir çiftlikte büyümüş. Önce bir veteriner iken daha sonra doktor olmuş. Çiftlikte, hayvanlardan daha iyi yararlanabilmek için neler yapıldığını yakından görmüş ve üzerinde düşünme fırsatı bulmuştur. İyi verim alabilmek için hayvanların yemlerine eksiksiz vitamin ve minerallerin eklendiğine şahit olurken bunları insanlarada uygulandığında alınacak sonuç üzerinde fikirler oluşturmuştur.

İlk işi olan Saint Louis hayvanat bahçesindeki görevi, ölmüş hayvanlar üzerinde otopsi yapmaktı ve aynı zamanda çevre kirliliğine aşırı hassasiyet gösteren hayvanları gözleyip incelemelerde bulunuyordu. O sıralar (60 lı yıllarda ) kimse ekolojik sorunlar ve felaketler hakkında bir bilgiye sahip değildi. İnsanlar ve hayvanların ölümlerini incelerken (toplam 17500 otopsi yapmış) vardığı sonuç;
” Doğal bir şekilde ölen, hayvan veya insan, yetersiz beslenme, yani yiyeceklerdeki besin maddesi eksikliğinden ölürler.”

Kimyasal ve biyolojik tahlillerin sonucunda, artık kesin olarak söylenebilinir ki; Doğal ölüm (ecel) yanlış beslenme sonucudur.
Bu konuda, 75 bilimsel makale, başka yazarlarla ortaklaşa 8, ve tek başına bir kitap yazdı. Ve bu kitap, tıp fakültesindeki öğrencilere tavsiye ediliyordu. 1700 gazete ve dergide makaleleri yayınlanıyor ve televizyonlarda sağlık programlarına katılıyordu.

Şimdi, Dr Uollok’un, 10-12 yıllık tecrübeleri ve elde ettiği bilgileri sizlerle paylaşıyoruz;bunun %10 nundan yararlanmak bile, bizim yaşamak istemediğimiz durumlardan, azap ve ızdıraplardan kurtulmamıza neden olabilir, sağlık için harcadığımız paradan tasarruf etmemizi sağlayabilir, hayatımızı uzun ve mutlu sürdürebiliriz. Bunun için gayret ve çalışma gerekir. Ancak böylece ömrümüz uzun olur ve kendi genetik potansiyelimiz gerçekleşebilir.

Doktor Uollok işin temelini şöyle açıklıyor; İnsanın genetik yaş potansiyeli 120-140 yıldır.

Dünyamızda bu kadar yaşayan milletler çok azdır. Bunlar, Doğu Tibet ve Batı Çin’de yaşayan insanlardır. “Kaybedilmiş Ufuk” adlı kiabın yazarı James Hilton tarafından 1964te verilen bilgiye göre, dünyanın en uzun ömürlü adamı, Tibet’te yaşayan, Li adında bir doktordu. Belgelere göre 256 yaşına kadar yaşamış. 1933te ölümü hakkında New York Times ve London Times gazetelerinde haber yayınlandı.

Doğu Pakistanda, Boğaza olarak adlandırılan ve ömürleri yaklaşık 120-140 yıl olan insanlar yaşardı. Eski Sovyetler Birliğinde Gürcüler, süt yoğurt mamüllerini kullanarak 120 yaşına kadar yaşıyabiliyorlardı. Ermeni,Abhaz ve Azerilerin ömürleride aynı idi ve kendilerini de iyi hissediyorlardı.

1973 yılında National Geograchic dergisinin Ocak sayısı yaşı 100 ün üstünde olan insanları konu almıştı. Ve onları resimleriyle anlatıyorlardı. İçlerinde 136 yaşında,hala hayatın tadını çıkaran insanlar, Ermenistan dağlarında, 167 yaşında çay toplarken radyo dinleyen bir yaşlı adamında resmi vardı. Batı yarımkürede, Volokobanda yerlileri ve Ekvator’un, Güney-Doğu Peru sakinleri Titikaka ve Maçu-Pikçu kabilelerinin insan ömürleri de 120 civarı idi.

Verciny eyaletinde oturan, adı Guineis rekorlar kitabında yer alan ve en yaşlı amerikalı olan Margaret Pich öldüğünde yapılan otopside ölüm sebebinin osteoporoz olduğu ortaya çıkmış. Kadın ölmeden 1 hafta önce düşmüş ve kalsiyum yetersizliği ölüm nedeni olmuş.

İlginç olan; (kızının anlattığına göre) annesinin ölmeden önce ısrarla tatlı istemesi. Çikolata veya tatlı isteği, vücudun krom ve venadiye ihtiyacından kaynaklanır.

1933 yılında, 133 yaşında ölen Suriyeli’nin adı Guines rekorlar kitabında adının yer alma nedeni; 80 yaşından sonra 9 kez baba olması idi. 100 yaşından sonra da baba olabilmişti.

1993 yılında yapılan bir deneyde; 3 çift, 3 yıl özel yaşam koşullarında yaşadılar.Kendi yetiştirdikleri gıdalarla beslendiler, temiz hava aldılar ve arıtılmış temiz su içtiler. 3 yıl sonra Los Angles Kaliforniya Üniversitesinin yaptığı tahlillerde aldıkları sonuçlara göre, bu insanların aynı şartlarda 165 yaşına kadar yaşayabilecekleri ortaya çıktı.

Böylece sağlıklı ortamda yaşayan ve doğru beslenen insaların ömürlerinin, daha da uzun olabileceği deneyle ispatlanmış oldu.

Uzun yaşam için yapılacak iki şey var;

1- Sağlık tehlikelerinden uzaklaşmak,
2- Doğru beslenmek.

Sağlık tehlikeleri; Alkol, sigara, kansorojen maddeler,kimyasallar,kirli hava v.s.
Doğru beslenme; Yeterli besin maddelerinin alınması.

Yemeklerimizde 90 adet gıda maddesi bulunması gereklidir. Bunlar; 60 mineral,16 vitamin, 10 temel amino asit, zülal içeren protein ve 3 yağ asitidir. Ve bunlardan birinin eksikliği hastalık nedenlerindendir. Tüketilen gıdalarda bulunması gereken gıda maddeleridir.

Günümüzde yeterli gıda maddelerinin alınması konusunda çeşitli yayın araçları (gazeteler,televizyonlar, dergiler v.s.)duyurular yapmakta ve eksik gıdaların alınması için uyarmaktalar.

Eğer beslenirken vitamin ve minerallerin yeterince alınıp alınmadığına önem vermiyorsak, kesinlikle doktorların daha zengin olmaları için katkıda bulunmak zorunda kalıyoruz.

Eksik gıdaların neden olduğu birkaç hastalık;

Ülser; bizmar adında bir mineral. bu mineral sayesinde hiç bir cerrahi müdahalede bulunmadan ülser tedavi edilebiliyor.
1994 yılında Milli Sağlık Enstitüleri,

(ülserin stresten kaynaklandığı, yaygın kanı aksine) ülseri, bakterilerin oluşturduğu ve tedavi edilebildiğini açıklamıştır. Bizmar,Tetra ve diğer mineraller sayesinde, bu tür hastalıkların tedavisi gerçekleşiyor.
Bizmar eczanelerde “Peptobizma” adı ile uygun fiyata satılmaktadır. Günde 2 çay kaşığı ile ülserin iyileşmesi mümkündür.

Kanser; Vitamin C ve A, Beta karotin, mineraller; çinko, molibden, riboflavin,demir ve selenyum.
1993 yılında Boston Tıp Okulu Milli Enstitüsü’nün doktorları, Çin’in Hinay eyaletinde araştırma yaptılar ve 5 yıl içinde 29 bin kişiyi muayenelerden geçirerek kansere karşı diyet keşfettiklerini savundular. bu diyette hastalara eksik vitamin ve minerallerin iki mislini verdiler.
İki kez Nobel ödülü alan Laynus Polling, 94 yaşında, Kaliforniya’da bir çiftlikte yaşıyor ve Kaliforniya üniversitesinde ders vermektedir. 7 gün, günde 14 saat çalışıyor. Kanserden korunma yolunun C vitamini ve diğer eksik maddelerin alınması ile mümkün olacağını savunuyor. Normalde kullanılması gerekenin iki misli kullanılması gerekiyor.

Artrit; Kalsiyum , Bor, Çinko
1993 Yılında,Harvard Tıp okulu ve Boston hastanesinde, artrit hastalarına özel tedavilerde hastalara, Kortizon, Aspirin, Meotriksid, Prednizolon gibi ilaçlar verillmsi sonucunda cerrahi müdahaleden başka çare kalmamıştı. Bu hastaların bir kısmına doktor Oullok 90 günlük farklı bir tedavi yöntemi uyguladı. Dr. Oullok onlara hergün bir çay kaşığı, küçük parçalara bölünmüş ve portokal suyunda çözülmüş tavuk kıkırdakları verdi. Bunun sonucunda;10 gün içinde acı ve sendromlar yok oldu. 3 ayın sonunda eklem fonksiyonları tamamen eski haline döndü. (Bu sonuçlar, Harvard Tıp okulu uzmanları tarafından yapılan açıklamadır.)

Alzheimer; E vitamini, ( çok fazla ihtiyaçtır) 70 yaş üstünde % 2 görülmekte.

Anevrizma; Bakır minerali,
Bu hastalıktan ölen iki ünlü, biri doktor, diğeri avukat;Martin Karter, Harvard Tıp okulu mezunu ve Yale’de Tıp doktoru bilim sertefikası almış, 57 yaşında öldüğünde yapılan otopsi sonucu, ölüm nedeni ana arter damardan anlaşılmış. Diğeri 44 yaşında ölen Elen Uolter modern fitness salonlarına devam ederdi, ölüm nedeni kanama yada felç. Bu iki örnekte de bakır yetmezliği olduğu görülüyor.
Kardiomiopati; Selenyum minerali,
Styuard Burker, sağlık diyet ve beslenme konusunda 5 kitap yazan ve Boston’da Tora tıp okulunda , Magister bilim sertefikası kazandı. 40 yaşında Selenyum yetmezliğinden öldü.
(Selenyum eksikliği nedeni ile el ve yüzde pembe lekeler oluşabilir. 6 ay Selenyum kullanmak gerek.)

Kroner kalp damar hastalığı ve
Saçların erken beyazlaşması; Bakır minerali,

Cilt sorunlar; Koloid minerali,
( Bu mineeralin eksikliğinde, ciltte esneklik azalması, göz altına koyu lekeler, yüzün kayısı kurusuna benzemesi, damarlarda varikoz başlangıcı gibi sorunlar yaşanır.)

Safra ve böbrekte taş; kalsiyum,
(Hamile kadınlar, çocukların vücudundan aldıkları vitamin ve mineraller yüzünden çeşitli isteklerde bulunurlar.)

Şeker hastalığı; Krom, Vanadyum, Çinko ve Kalsiyum
(Şekere ihtiyaç artar.)

Saç dökülmesi, kellik; Kalay.

Osteoporoz; Kalsiyum, Bor, Klor

Tat alma eksikliği; Çinko.

Yüksek tansiyon; Kalsiyum (İki misli ihtiyaçtır.)
(Kadınlarda adet sorunları iki misli kalsiyumla giderilir.)

Herkesin çok iyi bildiği Kalsiyum, vücudumuz için en önemli mineraldir. Eksikliği, 147 çeşit hastalığa neden olur.
Osteoporoz, tedavisi çok pahalı olan bu hastalık, yetişkinler içinde ölüm sebebi olarak 10. sıradadır. Artritlerin %85 i, lumbago, romatizma gibi hastalıklar, kemiklerin eklem uçlarının osteoporozundan kaynaklanmaktadır.
Dişeti iltihabı da kalsiyum eksikliğinden kaynaklanır.
Yüksek tansiyonun nedeni de kalsiyum eksikliğidir. Dr. Oulluk 5000 kişiden oluşan bir gurupla yaptığı deneylerde, yüksek tansiyon hastalarına, günlük kalsiyum miktarının iki mislini verdi. Ve altı ay sonra hastaların % 65 inin tansiyonu normal hale geldi.
San Diego Kaliforniya Enstütisinde, kadınlarda görülen, adet sendromu, doğal dengesizlik ve fiziksel rahatsızlıklar için, günlük kalsiyum ihtiyacının iki misli verilmesi sonucu % 85 belirtilerin kaybolduğu görüldü.
Bel ağrıları özellikle bakır yetmezliğinden kaynaklanır. Bel diskleri dayandırabilecek hiçbir şey bulamadığında bel kemiğinin fonksiyonları bozulur.(Bel kemiği osteoporozu)
Diyabet,ABD’de ölüm sebeplerinin üçüncüsüdür. Körlüğe, böbrek faaliyetlerinin bozulmasına, çeşitli kalp, damar hastalıklarına neden olabiliyor. Milli Sağlık Enstütilerinde yapılan araştırmalarda görüldü ki,Diyabeti önlemek ve hastalıktan kurtulmak için, Krom, Vanadyum,Kalsiyum gibi mineraller gereklidir.

Dikkat edilmesi gereken, şu üç gurup mineral, çok önemlidir.

1- Metal mineralleri, (taş, kaya cinsinden) bunların sadece % 8-12 si sindirilebilir. Bu oran yaş ilerledikçe azalır, % 3-5 oranına düşer.
Kalsiyum Lakte ve benzerleri kullanıldığında, sadece % 10 nu hazmedilebilir. Bu ilaç 250 mg metal Kalsiyum 750 mg Laktoz ve süt şekeri içerir. Bunu kullanan günde 2000 mg yerine, sadece 50 mg kalsiyum almaktadır.

2-Kaleyled minerali, 60 lı yıllarda tarımda, aminoasitler, protein ve enzimler içeren Kaleyled minerali, kullanılmaya başlandı. Bunların sindirim oranı % 40 civarındadır. İşte bu yüzden, gıda endüstrisi bununla yakından ilgilenmeye başladı.

3- Koloit mineralleri, bizler için önemi, sindiriminin yüksek olmasıdır. (%98) Diğer minerallere göre çok yüksek. Sıvı halinde ve çok küçücük parçacıklardan oluşmaktadır. Kanımızdaki en küçük kırmızı noktadan (eritrotsid) 7000 kez daha küçüktür. Her bir parçası negatif elektrikle yüklü, bağısak duvarları ise pozitiftir. Bunedenle bir elektromanyetik alan oluşturmaktadır ve bağırsak duvarlarını konsantre etmektedir.

Bu konuda bitkilerin önemi çok büyüktür. Dokularında, metal mineralleri, koloit minerallerine dönüştürme özelliğine sahiptir. Fakat ne yazıktır ki, günümüzde toprakta kalmayan metal mineralleri, bitkilerin bu özelliklerini kullanmasına imkan vermiyor.
ABD parlamentosunun 74. kongresinde hazırlanan 264 nolu belgesinde yer alan bigiler şöyle; topraklarımızda yetişen bitkilerin, hiç bir şekilde mineral içermemesi nedeniyle, insanlar her türlü hastalığa maruz kalmaktadır. Ve bunun tek çözüm yolu var. Ek gıda almak.
İşin kötüsü hergün bu durum daha da vahimleşmektedir. Çünkü çiftçiler toprağa sadece 3 mineral eklemektedir. Bunlar sodyum, fosfor, kalsiyum ve ne yazık ki bunların dışında hiçbir mineral geri konmazken topraktan 60 mineral almayı umut ediyoruz. Bu üç mineral topraktan bitki alabilmeyi sağlamaya yeterlidir fakat toprak vucudumuz için gerekli olan minerallerden mahrumdur.
Şunu kesin olarak söylemek mümkün, sağlığımız kritik bir duruma gelmek üzere çünkü toprağımızda çok az mineral kaldı. Bu nedenle herkes, kendi sağlığı için, bilinçli bir şekilde, ek olarak bu mineralleri almak zorundadır.
Bin yıl önce insanlar, hiç gübre kullanmadıkları halde, ömürleri uzundu. Onlar (Çinliler) büyük ırmak kenarlarında yaşarlar ve her yıl ırmak taşkınlarından, yani sellerden yararlanırlardı. Bu sel suları toprağa gerekli mineralleri taşırdı.

120-140 yıl yaşayanların ortak noktaları, yüksek, dağlık yerlerde yaşamalarıdır. Böyle yerlerde yağmur, kar az ve iklim kurudur. İçme suyu, karların erimesiyle oluşur. Bu sular, sarı-beyaz veya mavi-beyaz renktedir. Ve bu sularda 60-72 mineral bulunmaktadır. Titi-Kaka veya Tibet’te bu suya, buz sütü adını vermişlerdir.
Bu suyu içtikleri gibi tarımda da kullanıyorlardı. Bu yöntem nesilden nesile aynen aktarılmıştır. Bu yöntemler 5 bin yıldır kullanımakta. Bu insanlar kalp, damar hastalıkları, diyabet, yüksek tansiyon, osteoporoz, kanser v.s. hastalıkları tanımadan 120-140 yıl yaşamlarını sürdürüyorlar.

Önemli not; Bu gıdalardan mahrum yaşadığımız her gün, ömrümüzden bir kaç gün daha eksilmesine neden oluyor. Düşünmeye değer mi?

Sağlıklı, uzun ömürler dileğiyle.

Kaynak
Uzun Yaşam Sırrı
www.tiensturkiye.com

Bir başka yazıda eritilmiş buz suyunun insan hücrelerindeki suya en yakın özellikte su olduğunu, bu suyun hücreleri gençleştirip canlandırdığını belirtmiştik.

Bir cevap yazın